dijital canavarin seni kullanmasina izin verme

Dijital Canavarın Seni Kullanmasına İzin Verme

Bir kürek sadece bir kürektir. Onunla bir şeyler kazarsınız. Otları ya da toprağı eşebilirsiniz. (Aynı zamanda birisini de dövebilirsiniz tabii.) Bir küreğin başka bir amaçla kullanıldığını gördüğümden emin değilim.

Modern teknolojik araçlar bunun gibi değiller.

Bir iPhone (fonksiyonel olarak) nedir? Evet, telefon olduğunu biliyorum, ama aynı zamanda bir GPS, bir not defteri, bir e-posta aracı, bir mesajlaşma aracı, bir gazete, bir video oyunu cihazı, bir taksi çağırma servisi, bir el feneri, bir web tarayıcısı, bir kütüphane, bir kitap… Ne demek istediğimi anladınız. Bir sürü şey yapabiliyor.

Bunların hepsi kulağa oldukça harika geliyor. Bu fonksiyonları 20 yıl önce yerine getirmek için ihtiyacın olan şeyler bir harita ve yön algısı, bir not defteri, kişisel bir bilgisayar, bir cep telefonu, gerçek bir gazete, bir telefon ve bir insan ile konuşma isteği, gerçek bir el feneri, gerçek bir kütüphane, gerçek bir kitap… Ne demek istediğimi anlamış olmalısınız. Mark Andreessen’ın da söylediği gibi, dünya yazılım tarafından yutuluyor. Basit gibi görünen bir cihaz ve bir yazılım sunucusu geçmişte birkaç büyük hantal araç tarafından yerine getirilen fonksiyonları gerçekleştirebiliyor.

Şimdiye kadar, bu “Yeni Araçların” kullanılmasının çoğunlukla “olumlu” olduğuna ve onları benimseyişimizin içten olması gerektiğine inandık. Bunun çoğunun iyi bir sebebi var. Bir harita kullanmanın ne kadar berbat olduğunu hatırlıyor musunuz ya da biliyor musunuz?

Problem ise, yeni araçlarımızın dikkat savaşını kazanıyor olması. Araçların bizi, onları kullandığımız kadar kullandığı bir noktaya geldik. Bu yeni gerçeklik yeni araçlarımız arasındaki ilişkimizi gözden geçirmemiz gerektiği anlamına geliyor.


Tavşan Deliğinden Aşağı

İşte tipik bir durum.

Bilgisayarınızda, iki gün içerisinde vermeniz gereken bir müşteri sunumunu tamamlıyorsunuz. Telefonun yanıyor ve bildirim sesi geliyor — yeni bir mesajın var. “Hey, yeni Dracula filmini izledin mi?” diye soruyor arkadaşınız. İkiniz arasında Transylvania’nın gerçek bir yer olup olmadığı hakkında anlaşmazlık çıkması sadece bir iki mesaj sürüyor. Haydi Google’a!

Birkaç hızlı tıklamadan sonra Wikipedia’ya geliyorsunuz ve size Transylvania’nın Romanya’da bir bölge olduğunu ve yazar Bram Stoker’ın Count Dracula’nın doğum yeri olarak seçtiği yer olduğunu söylüyor. Wikipedia makalesini okumanız aşağı yukarı 10-15 dakikanızı alıyor. Okudukça, Bram Stoker’ın aslında İrlandalı olduğunu öğreniyorsunuz. İrlandalı! İrlandalı bir adam mı Dracula’yı yazdı? Bunu bu zamana kadar nasıl bilmiyordum ki? Merakınız kabarık, İrlandalı roman yazarlarına bakıyorsunuz, Gotik edebiyatın tarihine, orijinal vampir hikayelerine… Tavşan deliğinden aşağı indikçe iniyorsunuz.

Eninde sonunda ıvır zıvır hakkındaki açlığın sona eriyor ve arkadaşınıza Transylvania ile ilgili ne kadar haksız oldukları hakkında yazmak için Wikipedia sekmesini kapatıyorsunuz. Mesajlaşmadan çıkmak için ana sayfa tuşuna tıklıyorsunuz ve bu Twitter ikonunu görmenize sebep oluyor. Acaba sabah yazdığım şakamı kaç kişi retweet’ledi? Uygulamayı Açıyorsunuz ve “Kaydırma”ya başlıyorsunuz. Devam ettikçe ediyorsunuz. Arkadaşınız milenyum kuşağı hakkında ilgi çekici gözüken bir makalenin web adresini tweet’liyor — “Milenyum Kuşağının İş Yerini Mahvettiği 10 Yön”. Allahım, ne kadar da benciller. Tık, tık, tık… Girdiğiniz tavşan deliğinden aşağılara sürüklenmeye devam ediyorsunuz.

Sunumunuzu mesaja cevap vermek için bırakalı iki saat oldu ve iki saattir hızlıca her şeye bakıp bakıp tıklamaktan fiziksel olarak yorulmuş halde olduğunu fark ediyorsunuz. Üzücü, gidip kahve alyorsunuz, kısa bir yürüyüşe çıkıyorsunuz ve kararını veriyorsunuz: Şimdi, odaklanacağım. Daha fazla dikkat dağınıklığı yok.

On dakika sonra telefonunuz titriyor. Arkadaşınız size yorum yapmış…


Satılık Dikkat

Hepimiz bu durumda bulunmuşuzdur. Soluklanmaya çıktığımızda, bu eylem çevrenizi saran bir kalabalıktan çıkmış gibi hissettirebiliyor. Ne yaptım az önce ben? Ya da ne yapıyorum ben?

Bağımlı hale geldiğimiz araçlar basit bir amaç için geliştirildi: bizi onlara bağımlı hale getirmek. Sağladıkları servisler bağımlılığın yardımcısı. Evet, Facebook bir ağ oluşturma aracı. Evet, Twitter bir iletişim aracı. Evet, Instagram harika bir yemek fotoğraflama aracı. Ancak bizi kendilerine bağlayıp onlara bağımlı halde tutamadıkça iş modelleri paramparça hale gelir.

Buna inanmıyor musun?

İnsanların bu şirketlere değer verdiği ve değerlendirdiği ölçüleri sayın. Tıklamalar. Görüntülenmeler. Etkileşimler. Geri ziyaretler. Aktif olma süresi. Bu ürünlerin ana değer kaynağı onları ne kadar kullandığınız ve kullandığınız süre içerisinde size neler satabilecekleri üzerine. Değerlerini arttırmak basit (ama kolay olmayan) bir mesele: Kullanımı arttırmak ya da kullanılan süre içerisinde size satış yapmanın daha verimli bir yolunu bulmak.

Herbert Simon’ın da öngörebileceği gibi dikkatimiz satılık ve biz araçlar iyileştiği ve fonksiyonlarını yerlerine daha iyi getirdikleri sürece bu dikkati azar azar teslim ediyoruz. Doğal seçilimin farklı bir çeşidi ortada, hayatta kalan tek tüketici teknoloji ürünlerinin aşırı bağımlılık yaratanlar olduğu bir çeşit. En fazla seçilim değeri yaratan özellik bağımlılığın kendisi. Eğer sürekli bir aracı kullanmıyorsan, reklamcılar ve veri satıcıların gözünde bu aracın hiçbir değeri olmuyor ve dolayısıyla hayatta kalmaya yetecek kazancı oluşturamıyor. Satın aldığın bir uygulama veya araç ya da önden para ödemen gereken bir ürün olsa bile, Versiyon 2, 3 ve 4’ü alman bekleniyorsa seni Versiyon 1’e bağlaması gerekiyor, önce seni orada tutması gerekiyor.

Bu ekosistem tüketici teknoloji ürünlerinin her kuşağının – yazılım ya da donanım – seni kendilerine bağlamada gittikçe daha iyi hale gelmelerini sağlıyor. Bu servisler evrim süreci içerisinde kullanıcılarını olumlu geri dönüş içerisinde boğmayı ve alışkanlık haline getirilmiş kullanımı yaratmayı öğrendi. Bunu yapmalılar – çünkü başka bir sonuç ölüm demek. Facebook sizin ayda bir duvarınızı kontrol etmeye girmenizi istemiyor. Etkileşimde olmanız gerekiyor. Servis gereksiz yere hayatınızın içine işlenmesini umursamıyor.


Gerçekliğe Geri Dönün

O zaman hayatımızı elimize geri almak bize düşüyor. Yeni araçların odaklanmış dikkatin kaybında aşırı büyük bir dezavantajının olduğunu ve bunu şeytanla pazarlık yaparmışçasına eğlence, bağlı olma hissi ve değişiklik karşılığında kendi isteğimizle verdiğimizi kavramamız gerekiyor.

Çözüme doğru ilk adım bu ekosistemin gerçekliğini anlamak olmalı.

Bu, Garrett Hardin’in “Ekolojinin İlk Yasası”na dayanıyor: Sadece bir şey yapamazsın. Hayatımızdaki bu yeni araçlar küreği aldığımız, kazımızı yaptığımız ve garaja geri koyduğumuz eski araçlar gibi değil. iPhone bu şekilde tasarlanmadı. Sizi kullanmaya devam etmeye zorlayacak şekilde tasarlandı, çoğu yeni aracın tasarlandığı gibi. Büyük ihtimalle tek bir mesaj göndermeyeceksiniz. Tek bir video izlemeyeceksiniz. Tek bir makale okumayacaksınız. Böyle yapmamanız gerekiyor!

Bu gerçekliğe yapılacak olan mantıklı tepki kim olduğuna ve araca neden ihtiyacın olduğuna dayanıyor. Bazı insanlar yeni araçlarının %50 veya fazlasından kolayca kurtulabilir.

Belirli araçlardan sıyrıldıkça çevrenizden homeostatik bir tepki bekleyin. Aldanmayın: Bir Snapchat ya da Instagram kullanıcısı veya sadece hevesli bir “sohbet arkadaşı” iseniz, bu servislerden kurtulmak afallamanıza sebep olabilir. Sonuçta bunlar iletişim araçları. Çevreniz bunu fark edecek. Arkadaşlarınızla yüzleşmeye ve onlara ifadesiz bir suratla tavşan deliğine düşme korkusu yüzünden artık Instagram kullanmayacağınızı söylemek için biraz cesarete ihtiyacınız olacak. Ama eğer bu cesareti bulabilirseniz, bir iki haftalık düzenlemeden sonra hayatınızın normal şekilde ilerlediğini fark edeceksiniz. Bu gerçekten zor bir şey değil, tek yapmanız gereken bir süre Instagram kullanmayacağınızı söylemek, ve silmek, bu kadar.

İkinci ve daha hafif bir tepki bu araçların art arda sigara içer gibi olan doğasını kabullenip onları daha akıllıca kullanmaya başlamak olur. iPhone’unuza baktığınız ve internete bağlandığınız her zaman, tavşan deliğinin sizi yutmak için beklediğini kabullenin. Eğer bunu kavrayabilirseniz, “bir bakıp çıkmaya” karşı şüphe ile yaklaşmanız gerektiğini anlayacaksınız. Ya internet ve telefona bakmaya harcadığınız zamanı konsantre bloklar haline getirmeyi öğrenin ya da yavaş yavaş akla gelen her dürtünün peşine düşmeye olan arzuyu yok saymayı öğrenin. (Ya da daha iyisi, ikisini de yapın.)


Ne Yapabilirsin?

Bunun büyük bir kısmı insanlık tarafından icat edilen en etkili dikkat bölücü olan her türlü “anlık” bildirimi devre dışı bırakmaktır. Anlık bir bildirim, bilinçli bir girdi olmadan dikkatinizi çeken herhangi bir şey vs. Telefonunuzun bir mesaj yüzünden titreyişi, ya da e-posta aldığınızda ekranında beliren bir görsel ya da bir Facebook yorumu aldığında telefonunun bunu sana söylemesi gibi. Senin çaresizce etkileşime girmene neden olacak herhangi bir şey. Bunları devre dışı bırakmanız gerek. (Evet, mesaj bildirimleri dahil –arkadaşlarınız beklemeye alışacaktır, korkmayın).

Dijital araçlar tarafından bildirilmeyi bıraktığın zaman, onlarla kendi koşullarında etkileşime geçmeye ve asıl işe, kendi hayatında ve dünyada gerçek bir değer yaratan şeylere odaklanmaya başlayabilirsin. Büyük şeyler bittiğinde, kendine yarım saat ya da bir saat Facebook sayfana, Instagram sayfana, Wikipedia’ya, e-postalarına ve mesajlarına bakmak için süre ayırabilirsin. Bu çoğu uygulamayı silmek kadar etkili bir çözüm değil ancak sizin bu araçlarla kendi koşullarında ve sizin istediğiniz şekilde etkileşime geçmenize izin veriyor.

Yeni araçların dünyasına karşı hangi şekilde yaklaşmayı seçersen seç, onların dikkatin üzerinde olan etkisini anladığınız takdirde çok öndesiniz. Instagram ve Facebook akışlarında kaybolman senin zayıf olduğun anlamına gelmiyor; sadece kullandığın bu araçların, temelinde senin kaybolmana yardımcı olacak şekilde tasarlandığı anlamına geliyor. Kendinin onlara çalışmasına müsaade etmek yerine, onları sana çalışacak hale getir. Bu hayatın için atacağın en etkili adımlardan biri olacak.


Neverfap Çeviri Ekibi’nden Semih Günlükçü’ye “fsblog” kaynaklı çevirisinden ötürü teşekkür ederiz.


0 0 votes
Makale Değerlendirmesi
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments